| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us Sağ klikle

Kardemin Diyari

Pps Video Sesli Şiir Fıkra Aşk Hikayesi Gizem ve Kıssadan Hisse Sesli Çocuk Masalları Oyun İndir Sağlık Radyo Tiyatrosu Biyografiler Spor Haber

Yazılar
 

Aşk Hikayesi - Korktum

Uzun zaman oldu yazmayalı. Bir küskünlük halinde, vazgeçmiştim kalemle olan dostluğumdan. Vefasız bir arkadaşlığa en güzel örneği sergilediğimi umursamadan küstüm. Küskülüğümün nedenini bilmeden uzaklaştım ve uzaklaştıkça kayboldum bilinmezliğin ortasında. Ordan oraya sürüklendim de sonunda sert bir rüzgârın vurduğu son bir tokatla, kendimi tam da bir kayalığın ucunda ilerlemeye çalışırken buldum bilinçsiz.

 

Kendime geldiğimde anladım…

Evet, anladım ki çok uzun zamandır sürüyordu küskünlüğüm.

Neye, kime ya da neden olduğunu bilmediğim bir küskünlük anında ise; ilk yaptığım şey atmak olmuştu kelimelerimi denize.

 

Soğuk bir İstanbul sabahında umarsızca gittiğim otobüs yolculuğunda beklerken ineceğim yeri, bir anda karar vermiştim yazmamaya.

Korkmuştum…

Muş ekini atalım, korktum…

Hem de çok korktum, bir anda ürktüm kelimelerin vuruculuğundan ve fırlattım dönüp bakmadan kalemimi esen rüzgârla.

 

Tıpkı senin bir anda karar verdiğin gibi bırakmaya beni; ben de bir anda karar verdim harflerimi bırakmaya.

 

Ne komik ki yazmaktan korktuğumu anlatmak isterken bile gelip yine sana dayanıyor kelimelerim sevgili. Korkumun asıl nedeni sana yazmak mı yoksa ‘sen’in ta kendisi mi ben de çözemiyorum halbuki.

 

Korkuyor ve yeniden yazmaya çabalıyorum.

Çabalamaktan öte kim bilir belki de zorluyorum.

 

Yazamazsam seni sevmekten vazgeçtiğimi anlarım diye korkuyorum… Ürküyorum anlıyor musun? İyice senden uzaklaştığımı hissetme düşüncesi ürkütüyor beni. Hala sevdiğimi söylemek için değil ama; sevdiğimi hissetmek için belki, evet belki de hala korlaşmışta olsa kocaman bir sen olduğunu haykırabileceğimi ispatlamak için kendime; gecenin bir yarısı alıyorum kalemi elime.

 

Çok oldu aslında,

Gidişinin ardından bir asırdan fazla geçti sanki ve…

Ve ben vazgeçeli…

Ne diyorum ben, hiç vazgeçmedim ki…

 

Sakladım sadece seni ve gerçek beni, sakladım… En kuytu ve belki de en pis köşelere sakladım kimse bulmasın diye, bulsa bile tanımasın kirliliğinden; tiksinsin hani görür görmez bıraksın orada.

 

Bıraksın bizi baş başa… Oraya saklar saklamaz bizi; ilk iş kelimelerimi boca ettim denize. İstedim ki anlatmasınlar bizi… Anlatıp, göstermesinler yerimizi.

 

Yanıldığımı anlamak uzun sürdü biliyorum, biliyorum hatalıydım suçu kelimelerimde aramak ve uzaklaşmakla onlardan.

Suç onların değildi biliyorum ve evet benimde değildi su… O sevdanın katledilmesinin ardında ki suçlu ne bendim ne de kalemim halbuki sevgili...

 

Düşündü, inan çok düşündü yüreğim…

Suçlu kimdi, nerdeydi…

Ne yapmıştı ya da…

 

İlk defa kabul ediyorum ki bu sevdanın tek suçlusu senin yüreğindi.

Korkan, korkaklığı bahane edip kaçan ve kaçarken aslında hiç sevmediğini anlatan…

 

Tek suçlu sendin yaraları kanatan. Beni küstüren, suskunlaştıran ve belki de yalnızlığıma dönmemi sağlayan.

Sendin korkmayı öğreten yeniden ve korktukça silikleştiren.

 

Dedim ya anladım sendin her şeyin nedeni ve ben sen giderken; sen suçluyken silikleşip yok olmayı kabul etmiyorum artık… Artık seçilmiş dilsizliği seçmiyor yüreğim, gülümsemeyi yeniden öğreniyorum mesela… Mesela yeniden yürüyorum deniz kenarında. Balıklarıma gidiyorum her Pazar ve bir çay eşliğinde şekerlerimi paylaşıyorum onlarla.

 

Martıların çığlıklarını dinlerken ise korkularımı alıp karşıma bir bir yok ediyorum onları.

 

Çünkü artık biliyorum suçlu değilim ben… Bu sevda için yapabileceği her şeyi yaptı yüreğim.

 

En önemlisi ise sevdi…

Gerçekten sevdi.

Bir çocuk kadar saf ve bir anne kadar karşılıksız ve gerçek. Ama en önemlisi bir eş kadar tekilsiz…

 

Ben’siz sevdi yüreğim yüreğini…

Sen bizli konuşur ama ben odaklı davranırken…

Benim yüreğim bunu anlamadı ve senin suçluluğunu bu yüzden bu kadar geç kavradı…

Ama akıllandı…

İnan bana akıllandı…

 

Dedim ya sana ilk başta korktum. Çok korktum tekrar dikilmenden karşıma ya; şu deniz kenarında bakarken martılara anladım ki yaşayabileceğim başka bir hayat yok sevgili.

 

Tıpkı senin dediğin gibi…

 

Belki sevdim seni evet, evet âşıktım deli gibi ama ben bitirmedim hiçbir şeyi ve ben değilim bu sevda katliamında suçlu.

 

Bu yüzden tüm pişmanlıklarını al ve git şimdi… Saklandığın köşede bekle ve hiç çıkma. Karanlıklarımın içinde kaybol ve yalnızlığın koynunda unut beni. Tıpkı benim unutmaya çalıştığım gibi seni…

 

Meral BİLGİÇ

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :aşk hikayesi
Casper_m
03 Mayıs 2008
16:21
Yorumlar :0
 
 
 
 

PPS - Akşam ve İnsanlar


 

Not: Bazı Slâytlar çalınmalara karşı şifrelendirilmiştir.

Bu şifrelendirmelerde bilgisayarlarınızda kurulu ofis programın 2000 ve altı sürüm olması nedeni ile PPS'ler izlenememektedir. Aşağıda sunduğum Power Point programını indirip Bilgisayarınıza kurarsanız bu sorununuz ortadan kalkacak tüm Slâytları izleme imkânınız olacaktır.

Sevgiler, Saygılar...

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :pps
Casper_m
03 Mayıs 2008
16:16
Yorumlar :0
 
 
 
 

Şiir - Gurbetten Kardelene - Hayrullah PAŞALIOĞLU - Sesli - Casper_m

Tıklayınız

Gurbetten Kardelene

Bu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye...

Kulak verip de beni dinler misin kardelen?

Sardı tüm benliğimi, mecalim yok gülmeye

Sen de benle ağlayıp, inler misin kardelen?

Mis gibi sıla kokan eş-dost mektuplarında,

Taze güller yeşerir eski anılarında

Hatıralarla dolu gurbet akşamlarında

Hasret denen türküyü söyler misin kardelen?

Bütün duygularını bir deftere yazmanın,

Dertlerini duymayan duvara anlatmanın,

İçinde ne var ise, hep içine atmanın,

Ne demek olduğunu, bilir misin kardelen?

Dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin.

Defterimde yeri yok anlamsız hecelerin.

Çözemedim bir türlü; bu zor bilmecelerin

Cevabını sen bana, çözer misin kardelen?

Ne kadar tattırsa da ayrılık acısını,

Unutamazsın yine onun hatırasını.

Bir kenara bırakıp acısı, tatlısını

Hepsini bir kalemde siler misin kardelen?

Anlat sen de içini, dök dışına ne varsa...

Hiç düşünme kalbimi, bırak yansın yanarsa.

Bu derdi sen benimle paylaşır mısın yoksa,

Bakıp bakıp halime, güler misin kardelen?

Bilirim ben yerini, sormam sana nerdesin...

Senin yurdun dağlarda, sen hep yükseklerdesin.

Nasıl gelsem yanına, her zaman göklerdesin.

Eğilip de elimden tutar misin kardelen?

Ah gurbet sen içimde dinmeyen bir sancısın...

Bazen iyisin amma, çoğu zaman acısın.

Ey kardelen sen bana neden çok yabancısın?

Çaldım işte kapını, açar mısın kardelen?

Senin de gözlerin yaş... ağlamışsın besbelli

Yoksa sen benim gibi naçar mısın kardelen?

Bu topraktan çıkıp da karları delmişsin ya,

Mevsimin gelmeyince açar mısın kardelen?

Derdimi de dinledin, sana ağır gelirse,

Yine toprak altına kaçar mısın kardelen?

Ya ölüm günü gelip alırlarsa ruhumu

Benimle gökyüzüne uçar mısın kardelen?

Hayrullah PAŞALIOĞLU

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :sesli şiir
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:26
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gizem ve Kıssadan Hisse - Tahta At

Bir gün iki çocuklu bir aile gezintiye çıkarlar. Çocuklardan biri yorulur ve babasının kendisini kucağına almasını ister. Baba da yorgun olduğunu söyler. Çocuk ağlamaya baslar. Baba bir tek kelime söylemeden ağaçtan bir dal keser, dalı bıçakla düzeltir ve oğluna verir.

- "Al oğlum sana güzel bir at" der.

Çocuk sevinçle ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak evin yolunu tutar. Baba gülerek kızına döner ve :

- "İşte hayat budur kızım. Bazen zihnen veya bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu at, bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, bir çocuğun tebessümü olabilir" der.

Etrafa bakıp da böyle bir atı arayan herkes bulabilir. Şunu daima hatırlayınız ki, hayatın ne kadar zor olduğunu düsünürseniz, hayat bir o kadar imkansızlaşır.
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :gizem ve kıssadan hisse
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:24
Yorumlar :0
 
 
 
 

Aşk Hikayesi - Sedef Çiceği

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine’nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını…Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına verdi, hakim…”Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun…?”Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,kısılmış sesiyle konuşmaya başladı… “Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan…” Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda… Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından…Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu…Ve devam etti…”Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim…O bilmez…50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı,onları yavrum bildim… Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım… Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluya cam onu diye… İyi gelirmiş dedilerdi… 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi… Ta ki geçen geceye kadar…O gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım… Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim… Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim… Ondan hiçbir şey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim…. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.” Hakim, yaşlı adama dönerek ; “Diyeceğin bir şey var mı baba” dedi.Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.”Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim… Fadime’mi de orada tanıdım… Sedefleri de… Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim…O çiçeklerle doludur bahçesi… Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi… İlk Evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm… Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi… Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun…lafım geçmedi… O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu… Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak dilettim… Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim… O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim… Her gece o çiçek ben oldum… Sanki… Ona bu yüzden tapabilirdim…” dedi adam o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle…”Her gece O yattıktan sonra uyandım… Saksıdaki suyu boşalttım… Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de… Yaşlılık.. Ben de uyanamadım.. Uyandıramadım… Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu yine azabilirdi… Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım…” O an Mahkeme salonunda her şey sustu… Ertesi sabah gazeteler “Sedef susuz kaldı” diye yine yalnızca neticeyi haber yaptılar
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :aşk hikayesi
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:22
Yorumlar :0
 
 
 
 

Oyun - Mahjong Escape

Not: Keygeni ve kurumunun resimli anlatımı rar dosyasının icindedir..

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :oyun indir
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:19
Yorumlar :0
 
 
 
 

PPS - Buruk Acı - Semiha YANKI

Not: Bazı Slâytlar çalınmalara karşı şifrelendirilmiştir.

Bu şifrelendirmelerde bilgisayarlarınızda kurulu ofis programın 2000 ve altı sürüm olması nedeni ile PPS'ler izlenememektedir. Aşağıda sunduğum Power Point programını indirip Bilgisayarınıza kurarsanız bu sorununuz ortadan kalkacak tüm Slâytları izleme imkânınız olacaktır.

Sevgiler, Saygılar...

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :pps
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:16
Yorumlar :0
 
 
 
 

Şiir - Uykunu Bölmeden - Cumhur KARACA - Sesli - Casper_m

 

Adımladığım sokaklarında, yaralı bir yürek bıraktım,

Sabahına uyandığın o eşsiz gecelerden arta kalan;

Bilsen sokağında şu an nasıl da sırıl sıklamdım,

Ben galiba, avuçlarıma sığmayan umudun ardına saklandım.

Köşe başındaki yaslanmışlığım olan çınar ağacına,

Beynimin her zerresindeki asılı duran sen dağarcığına,

Ömrümü tüketişimin sokak kaldırımının tam şuracığına,

Bir yitik beden bırakıp gideceğim, uykunu bölmeden..

Son demindeyim ağlamalarımın, yağmurla yarışırcasına,

Karanlık bir gecenin koynunda sessizce gölgeye karışırcasına,

Sana tapmayı dinden koşar adım çıkış sanıp; utanırcasına,

Bir yitik beden bırakıp gideceğim, uykunu bölmeden..

Pencerene elimde solmuş zifir renkte bir karanfil bıraktım,

Manav Dursun'la, bakkal Ali Amca'ya olan hesabı da kapattım,

Bir damla göz yaşımı eşikteki paspasın altına bıraktım,

Son damlamı da sıgaramla beraber yakacağım; uykunu bölmeden..

Son kez bakıyorum pencerene; yüzümde yitirilmiş onurumda,

Kendinden bilme sakın! Bir köşe başında yıkılır kalırım da,

Kabrimde sana dair anılarımda, kahrolup daralır, sıkılırım da,

Hesaplarımı sensizde veririm; ölür giderim! Uykunu bölmeden..

Cumhur KARACA
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :sesli şiir
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:10
Yorumlar :0
 
 
 
 

Luxor 3 - Casper_m

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :oyun indir
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:07
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gizem ve Kıssadan Hisse - Kıymet Bilmek

Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti.

Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.

Ağlamaya, inlemeye başladı.

Tir tir titriyordu.

Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.

Padişahın keyfi kaçtı.

Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı,

'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi.

Padişah da 'Lütfetmiş olursunuz' dedi.

Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar.

Köle birkaç kere suya battı çıktı.

Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler.

Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.

Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, 'Bu işteki hikmet nedir' diye sordu.

Yaşlı adam cevap verdi:

''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâkete duçar olmayan kimse, huzurun kıymetini bilemez."

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :gizem ve kıssadan hisse
Casper_m
03 Mayıs 2008
02:05
Yorumlar :0
 
 
 

Zirve100 Toplist
Beni Facebook'la!